Pamukkale Travertenler
Merhaba Cesur Gezgin ailesi! Serdar ben. Kulaklığımı takıp müziğin ritmine kendimi kaptırmışken, eski seyahat notlarımı karıştırıyordum. Aklıma bekarlık yıllarımdan, sırt çantamı alıp tek başıma yollara düştüğüm o meşhur Alanya‘dan İstanbul‘a dönüş rotam geldi. O zamanlar hayatımda henüz eşim Buket yoktu; haliyle ne oğlumuz Atlas’ın bitmek bilmeyen enerjisi ne de can dostumuz Yuki’nin neşeli koşturmacaları vardı. Sadece ben, sırt çantam ve özgürce çizdiğim rotam… İşte o tek tabanca yaptığım yolculukta uğradığım ve beni adeta büyüleyen o bembeyaz masal diyarı: Pamukkale Travertenleri.
Pamukkale, sanki çok sevdiğim o bilim kurgu filmlerinden fırlamış, başka bir gezegene aitmiş gibi duran tam bir doğa harikası. Araştırmayı ve bir işin mantığını çözmeyi sevdiğim için hemen belirteyim: Kaynaktan çıkan 35 derece sıcaklığındaki su, havayla temas edince içindeki karbondioksit uçuyor ve kalsiyum karbonat çökelerek bu muazzam beyaz travertenleri oluşturuyor. Gelin, o yalnız ama bir o kadar da keyifli maceramdan süzülüp gelen güncel Pamukkale gezi rehberi notlarıma hep birlikte göz atalım.
Pamukkale Travertenleri, Denizli il merkezine yaklaşık 20-30 dakika uzaklıkta. Eğer kendi aracınızla yola çıkıyorsanız, yeni otoyollar sayesinde İstanbul’dan ortalama 6-7 saatte, Ankara’dan ise 5.5 saatte ulaşabiliyorsunuz. Uçak kullanmak isteyenler için Çardak Havalimanı oldukça pratik bir seçenek. Eskiden otobüs biletlerinin 70-80 lira olduğu dönemlerde gitmiştim, hey gidi günler! Şimdilerde fiyatlar mevsime ve firmaya göre oldukça değişkenlik gösterdiği için yola çıkmadan önce online uygulamalardan güncel bilet fiyatlarına mutlaka göz atmanızı tavsiye ederim.
Ören yerine giriş elbette ücretli. Ancak eğer bir Müzekartınız varsa (ki artık cep telefonunuza indireceğiniz uygulama ile saniyeler içinde halledilebiliyor), turnikelerden hiç beklemeden ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Pamukkale gezi rehberi okurlarımıza her zamanki o değişmez tavsiyem: Yola çıkmadan Müzekartınızı mutlaka ayarlayın!
Travertenler başlangıçta yumuşak bir jel halinde. Zaman içinde sertleşip o bildiğimiz beyaz kayalara dönüşüyorlar. Üzerinde ayakkabıyla gezilmesi bu yumuşacık doğa harikasının ezilmesine ve kararmasına neden olduğu için, ayakkabıyla girmek kesinlikle yasak. Girişten hemen sonra ayakkabılarınızı çantanıza atmanız gerekiyor.
İlk adımlarda o tırtıklı yüzey ayak tabanımı biraz acıtmıştı ama hırslı yapımla “Pes etmek yok, o tepeye çıkılacak!” deyip tırmanmaya devam ettim. Zaten bir süre sonra alışıyorsunuz. Yukarı doğru yürüdükçe, tepelerden süzülen ılık su ayaklarınıza harika bir masaj yapıyor ve bütün yol yorgunluğunuzu alıp götürüyor.
Havuz şeklinde oluşan travertenlerin içine girip rahatlamak isterseniz yanınızda mayonuzu getirmeyi kesinlikle unutmayın. Suyun içindeki minerallerin cilt sağlığına inanılmaz faydası olduğunu oradayken öğrenmiştim. Suyun sıcaklığı tam kıvamında; ne çok sıcak ne de soğuk. O yalnız seyahatimde travertenlerin içine oturup hiç üşümeden saatlerce uçsuz bucaksız ovayı izlediğimi dün gibi hatırlıyorum.
Travertenlerin hemen bittiği noktada sizi devasa bir tarih karşılıyor: Hierapolis Antik Kenti. Burası sadece bembeyaz kayalardan ibaret değil. Tarihi antik sütunların arasında yüzebileceğiniz o meşhur Antik Havuz (Kleopatra Havuzu) tam da burada bulunuyor. Biraz daha tırmandığınızda ise MÖ 2. yüzyılda Pergamon Krallığı tarafından kurulan muazzam Antik Tiyatro karşınıza çıkıyor. Tek başıma o antik basamaklara oturup güneşi batırmak, hayatımdaki en dingin anlardan biriydi.
Gezimi bitirip aşağı indiğimde etraftaki yerel restoranlardan birine oturup kendime güzel bir ziyafet çekmiştim. Akşamları özel olarak aydınlatılan travertenlerin o büyüleyici gece manzarasına karşı demli bir çay içmek gerçekten paha biçilemezdi.
Pamukkale gezi rehberi yazım hakkında merak ettiğiniz her şeyi ya da kendi deneyimlerinizi yorum kısmından bana iletebilirsiniz. Dünyayı dolaşmaya devam! Mutlu ve Cesur Kalın…
Türkiye'de "otobüs kiralayacağım" diyen birinin önüne çıkan firmalar aslında aynı işi yapmıyor. Aynı arama sonucunda…
Dijitalde İz Bırakın: Buket Cesur ile Google’ın Zirvesine Uzanan Stratejik İçerik Yönetimi Selamlar! Ben Buket.…
Her yıl milyonlarca turisti ağırlayan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nin göz bebeği Efes Antik Kenti, tarihi…
Fethiye, turkuaz renkli denizi, eşsiz koyları ve doğayla iç içe atmosferiyle Türkiye’nin en özel tatil…
Cesur Gezgin takipçileri, Green Card serüvenimizde kaldığımız yerden, belki de sürecin en nefes kesici ve…
5. Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) Dünya Kupası 2017/2018 sezonunun açıldığı ülke olan Avusturya, şuan da…
Leave a Comment